KEDİ VE KÖPEKLERDE KANSER HASTALARINDA BESLENME YÖNETİMİ
Kanser Nedir?
Kanser, normal hücrelerin büyüme ve bölünmelerini kontrol eden mekanizmaların bozulması sonucu ortaya çıkan, kontrolsüz hücre çoğalması ile karakterize bir hastalık grubudur. Sağlıklı dokularda hücreler belirli bir yaşam döngüsünü takip eder; yaşlanan veya hasar gören hücreler programlanmış hücre ölümü (apoptozis) ile ortadan kaldırılırken yerlerine yenileri oluşur. Kanserde ise bu denge bozulur. Genetik mutasyonlar nedeniyle hücreler kontrolsüz şekilde çoğalmaya başlar, çevre dokulara invaze olabilir ve bazı durumlarda kan veya lenf dolaşımı yoluyla vücudun farklı bölgelerine yayılabilir (metastaz).
Kedi ve köpeklerde kanser, özellikle yaşam süresinin uzamasıyla birlikte daha sık karşılaşılan hastalıklardan biri hâline gelmiştir. Günümüzde cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler sayesinde birçok hastada yaşam süresi uzatılabilmekte ve yaşam kalitesi artırılabilmektedir. Ancak tedavinin başarısını belirleyen faktörlerden biri yalnızca uygulanan onkolojik tedavi değildir. Hastanın beslenme durumu da tedaviye yanıtı, komplikasyon gelişme riski ve genel prognozu üzerinde doğrudan etkili olan temel unsurlardan biridir.
Kanser Vücudu ve Metabolizmayı Nasıl Etkiler?
Kanser yalnızca tümörün bulunduğu organı etkileyen lokal bir hastalık değildir. Tüm organizmayı etkileyen sistemik ve metabolik değişikliklere neden olur. Bu nedenle bazı hastalar yeterli miktarda besin tüketseler bile kilo kaybetmeye devam edebilirler.
Tümör hücreleri, sağlıklı hücrelerden farklı bir enerji metabolizmasına sahiptir. Birçok tümör hücresi, oksijen yeterli olsa bile enerjisini büyük ölçüde glukozun hızlı parçalanmasıyla elde etmeyi tercih eder. Bu metabolik özellik, tümörün yüksek miktarda glukoz tüketmesine ve konakçı dokuların enerji metabolizmasının yeniden şekillenmesine neden olur. Bu durum, özellikle karbonhidrat metabolizmasında değişikliklere, artmış glukoz kullanımına ve enerji dengesinin bozulmasına katkıda bulunur.
Kanser ilerledikçe metabolik değişiklikler yalnızca karbonhidratlarla sınırlı kalmaz. Protein metabolizmasında belirgin bir katabolizma gelişir; kas proteinlerinin yıkımı hızlanırken yeni protein sentezi azalabilir. Bunun sonucunda yağsız vücut kütlesi giderek azalır. Aynı zamanda yağ dokusunda lipoliz artar ve enerji depoları hızla tükenebilir. Bu süreçler, tümörün salgıladığı çeşitli faktörlerin yanı sıra tümör varlığına karşı gelişen kronik inflamasyonun etkisiyle şekillenir.
Kanserli hastalarda inflamatuar sitokinler olarak bilinen tümör nekroz faktör alfa (TNF-α), interlökin-1 (IL-1) ve interlökin-6 (IL-6) gibi mediyatörlerin düzeyleri artabilir. Bu moleküller iştahın azalmasına, enerji harcamasının değişmesine ve kas yıkımının hızlanmasına katkıda bulunur. Dolayısıyla kilo kaybı yalnızca yetersiz beslenmenin değil, hastalığın doğrudan neden olduğu metabolik bozuklukların da bir sonucudur.
Bu nedenle kanserli hastalarda yalnızca günlük kalori alımına odaklanmak yeterli değildir. Amaç; enerji gereksinimini karşılamanın yanı sıra kas dokusunu koruyacak, inflamasyonu azaltmaya yardımcı olacak ve tedavi sürecini destekleyecek dengeli bir beslenme planı oluşturmaktır.
Kanser Kaşeksisi (Zayıflığı)
Kanser hastalarında görülen en önemli beslenme sorunlarından biri kanser kaşeksisidir (cancer cachexia). Kaşeksi; istemsiz kilo kaybı, ilerleyici iskelet kası kaybı, yağ dokusunun azalması ve metabolik bozukluklarla karakterize multifaktöriyel bir sendromdur. Basit açlıktan farklı olarak yalnızca daha fazla besin verilmesiyle tamamen düzeltilemez; çünkü altta yatan temel sorun enerji alımındaki azalmadan çok metabolizmanın hastalık nedeniyle değişmiş olmasıdır.
Kanser kaşeksisinin gelişiminde tümör kaynaklı faktörler ile kronik inflamasyon birlikte rol oynar. Artan sitokin üretimi kas proteinlerinin parçalanmasını hızlandırırken protein sentezini baskılar. Aynı zamanda yağ dokusunda yıkım artar, enerji harcaması değişebilir ve iştahı düzenleyen hormonal mekanizmalar bozulabilir. Sonuç olarak hasta yeterince beslense bile kas kaybetmeye devam edebilir.
Veteriner onkolojide kas kaybının önemi son yıllarda daha iyi anlaşılmıştır. Çalışmalar, yağsız vücut kütlesindeki azalmanın kemoterapi toleransını olumsuz etkileyebileceğini, enfeksiyon riskini artırabileceğini, yara iyileşmesini geciktirebileceğini ve yaşam süresini kısaltabileceğini göstermektedir. Bu nedenle günümüzde hedef yalnızca vücut ağırlığını korumak değil, aynı zamanda kas kondisyonunun korunmasını sağlamaktır.
Kediler açısından kaşeksiye ek olarak önemli bir risk daha bulunmaktadır. Uzun süreli iştahsızlık, enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla yağ mobilizasyonunu artırarak hepatik lipidoz gelişimine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle özellikle kedilerde beslenme desteğinin geciktirilmemesi büyük önem taşır.
İştahsız Hastaların Beslenme Yönetimi
İştahsızlık (anoreksi veya hiporeksi), kanserli kedi ve köpeklerde en sık karşılaşılan beslenme problemlerinden biridir. İştah kaybı; tümörün metabolik etkilerine, ağrıya, tedaviye bağlı yan etkilere veya stres gibi çevresel faktörlere bağlı gelişebilir.
İştahı desteklemek amacıyla öncelikle hastanın rahat bir ortamda beslenmesi sağlanmalıdır. Sessiz bir beslenme alanı oluşturulması, öğünlerin küçük porsiyonlar hâlinde ancak daha sık verilmesi ve mamanın hafifçe ısıtılarak aromasının artırılması birçok hastada gönüllü mama tüketimini artırabilir. Özellikle yaş mama veya su eklenerek yumuşatılmış kuru mama, koku ve lezzetin belirginleşmesine katkı sağlayabilir.
Bununla birlikte beslenme sırasında zorla mama yedirilmesi önerilmez. Özellikle bulantısı olan hastalarda bu durum besine karşı isteksizliğin artmasına ve uzun vadede besin reddine neden olabilir.
İştahsızlık birkaç günü aşarsa veya hasta günlük enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayamaz hâle gelirse veteriner hekim tarafından farmakolojik iştah uyarıcılar veya destekleyici beslenme yöntemleri değerlendirilebilir.
Enteral ve Parenteral Beslenme
Kanserli hastalarda gönüllü besin tüketimi yetersiz kaldığında beslenme desteğinin geciktirilmemesi önemlidir. Çünkü uzun süreli negatif enerji dengesi kas kaybını hızlandırır ve kaşeksinin ilerlemesine katkıda bulunur. Sindirim sistemi fonksiyonlarını sürdürebildiği sürece ilk tercih her zaman enteral beslenme olmalıdır.
Enteral beslenme, gastrointestinal sistemin kullanılmasını sağladığı için bağırsak bütünlüğünün korunmasına, bağırsak mikrobiyotasının desteklenmesine ve enfeksiyon riskinin azaltılmasına katkıda bulunur. Hastanın durumuna göre nazoözofageal, özofagostomi, gastrostomi veya jejunostomi tüpleri kullanılabilir. Sindirim sisteminin kullanılamadığı veya enteral beslenmenin mümkün olmadığı özel durumlarda ise parenteral beslenme uygulanabilir.
Parenteral beslenme intravenöz yolla enerji ve besin öğelerinin verilmesini sağlar. Ancak kateter enfeksiyonları, metabolik komplikasyonlar ve maliyet gibi nedenlerle yalnızca uygun hasta gruplarında tercih edilir. Güncel veteriner klinik beslenme yaklaşımı, mümkün olan her durumda gastrointestinal sistemin kullanılmasını önermektedir.
Kedi ve Köpeklerde Beslenme Yönetimindeki Farklılıklar
Kanserli kediler ve köpeklerde temel beslenme prensipleri benzer olsa da türler arasında dikkate alınması gereken önemli fizyolojik farklılıklar bulunmaktadır.
Kediler obligat etçil canlılardır ve enerji metabolizmaları büyük ölçüde protein kullanımına dayanır. Bu nedenle protein gereksinimleri köpeklere göre daha yüksektir ve uzun süreli açlığa toleransları oldukça düşüktür. Özellikle birkaç günü aşan iştahsızlık durumunda yağ dokusunun hızlı mobilizasyonu sonucu hepatik lipidoz gelişebilir. Bu nedenle kedilerde beslenme desteğine daha erken başlanması gerekir.
Köpeklerde ise enerji metabolizması daha esnektir ve karbonhidratlardan yararlanma kapasiteleri daha yüksektir. Bununla birlikte kanser kaşeksisi gelişen köpeklerde de kas kaybı önemli bir prognostik faktördür. Bu nedenle yalnızca vücut ağırlığının değil, kas kondisyon skorunun da düzenli olarak değerlendirilmesi önerilmektedir.
Her iki türde de beslenme planı hazırlanırken yalnızca kilo değişimi yeterli bir gösterge değildir. Aynı kiloda kalan bir hayvanın kas kaybedip yağ dokusu kazanması mümkündür. Bu nedenle vücut kondisyon skoru ile birlikte kas kondisyon skorunun değerlendirilmesi, beslenme yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kanser Hastalarında Beslenme Neden Bu Kadar Önemlidir?
Kanser tedavisinde beslenme desteği, yalnızca hastanın enerji gereksinimini karşılamaya veya aç kalmasını önlemeye yönelik bir uygulama değildir. Günümüzde beslenme; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemlerini destekleyen, hastalığın yönetiminde önemli rol oynayan klinik bir yaklaşımdır. Uygun şekilde planlanan beslenme programları; kas kütlesinin korunmasına, bağışıklık sisteminin desteklenmesine, yara iyileşmesinin hızlanmasına, tedaviye bağlı komplikasyonların azaltılmasına ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilir.
Kanserli hastalarda beslenme yönetiminin temel amacı yalnızca kilo kaybını önlemek değildir. Esas hedef; negatif enerji dengesini engellemek, yağsız vücut kütlesini korumak, metabolik gereksinimleri karşılamak ve hastanın uygulanan tedavileri mümkün olduğunca iyi tolere etmesini sağlamaktır. Bu nedenle enerji gereksinimi, makro ve mikro besin öğelerinin dengesi ile hastanın klinik durumu düzenli olarak değerlendirilmeli ve beslenme planı bireysel ihtiyaçlara göre şekillendirilmelidir.
Başarılı bir beslenme yönetimi, yalnızca uygun mamanın seçilmesiyle sınırlı değildir. Hastanın vücut ağırlığı, vücut kondisyon skoru (Body Condition Score; BCS), kas kondisyon skoru (Muscle Condition Score; MCS), günlük enerji alımı, iştah durumu ve tedaviye bağlı gelişen yan etkiler belirli aralıklarla izlenmelidir. Çünkü kanser sürecinde metabolik gereksinimler hastalığın evresine ve uygulanan tedavilere bağlı olarak zaman içinde değişebilir. Bu nedenle beslenme planının da düzenli olarak gözden geçirilmesi ve gerektiğinde yeniden düzenlenmesi önem taşır.
Son yıllarda veteriner onkoloji ve klinik beslenme alanındaki çalışmalar, beslenme desteğinin hastalık ilerledikten sonra değil, tanı konulduğu andan itibaren planlanmasının daha başarılı sonuçlar sağladığını göstermektedir. Özellikle iştah azalması, kilo kaybı ve kas kaybı belirginleşmeden önce başlanan beslenme müdahaleleri, kanser kaşeksisinin ilerlemesini yavaşlatabilir ve tedavi sürecinin daha iyi tolere edilmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle günümüzde klinik beslenme, destekleyici bakımın ötesinde, multidisipliner kanser tedavisinin temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Kaynaklar:
Argilés, J. M., Busquets, S., Stemmler, B., & López-Soriano, F. J. (2014). Cancer cachexia: Understanding the molecular basis. Nature Reviews Cancer, 14(11), 754–762. https://doi.org/10.1038/nrc3829
Association of American Feed Control Officials. (2024). Official publication. AAFCO.
Case, L. P., Daristotle, L., Hayek, M. G., & Raasch, M. F. (2011). Canine and feline nutrition: A resource for companion animal professionals (3rd ed.). Mosby Elsevier.
Fearon, K., Strasser, F., Anker, S. D., Bosaeus, I., Bruera, E., Fainsinger, R. L., Jatoi, A., Loprinzi, C., MacDonald, N., Mantovani, G., Davis, M., Muscaritoli, M., Ottery, F., Radbruch, L., Ravasco, P., Walsh, D., Wilcock, A., Kaasa, S., & Baracos, V. E. (2011). Definition and classification of cancer cachexia: An international consensus. The Lancet Oncology, 12(5), 489–495. https://doi.org/10.1016/S1470-2045(10)70218-7
Fascetti, A. J., & Delaney, S. J. (Eds.). (2023). Applied veterinary clinical nutrition (2nd ed.). Wiley-Blackwell.
Freeman, L. M. (2012). Cachexia and sarcopenia: Emerging syndromes of importance in dogs and cats. Journal of Veterinary Internal Medicine, 26(1), 3–17. https://doi.org/10.1111/j.1939-1676.2011.00838.x
Liberti, M. V., & Locasale, J. W. (2016). The Warburg effect: How does it benefit cancer cells? Trends in Biochemical Sciences, 41(3), 211–218. https://doi.org/10.1016/j.tibs.2015.12.001
Michel, K. E., & Sorenmo, K. U. (2008). Diets, nutritional supplements, and cancer in dogs and cats. Veterinary Clinics of North America: Small Animal Practice, 38(6), 1267–1281. https://doi.org/10.1016/j.cvsm.2008.06.009
National Research Council. (2006). Nutrient requirements of dogs and cats. National Academies Press.
Ogilvie, G. K., Walters, L. M., Salman, M. D., Fettman, M. J., Laflamme, D. P., Schoenherr, W. D., Richardson, D. C., & Hanna, D. C. (2000). Alterations in carbohydrate metabolism in dogs with nonhematopoietic malignancies. American Journal of Veterinary Research, 61(7), 789–795.
Saker, K. E., Remillard, R. L., Thatcher, C. D., & Roudebush, P. (Eds.). (2021). Small animal clinical nutrition (6th ed.). Mark Morris Institute.
Withrow, S. J., Vail, D. M., & Page, R. L. (Eds.). (2020). Withrow and MacEwen’s small animal clinical oncology (6th ed.). Elsevier.
WSAVA Global Nutrition Committee. (2021). WSAVA global nutrition toolkit. World Small Animal Veterinary Association.
