Gıda Alerjileri ve İntolerans

KEDİ VE KÖPEKLERDE GIDA ALERJİLERİ VE GIDA İNTOLERANSI

Beslenme, gerekli enerji ve besin öğelerini sağlamanın yanı sıra bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ve genel sağlık üzerinde de önemli bir role sahiptir. Bazı bireylerde tüketilen besinler, organizmanın normal fizyolojik yanıtlarının dışında istenmeyen reaksiyonlara neden olabilmektedir. Veteriner hekimlikte bu reaksiyonlar genel olarak Adverse Food Reactions yani olumsuz gıda reaksiyonları olarak tanımlanmaktadır.

Olumsuz gıda reaksiyonları iki temel grupta incelenmektedir. Bunlardan ilki gıda alerjileri, ikincisi ise gıda intoleranslarıdır. Günlük hayatta bu iki kavram çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da, oluşum mekanizmaları, klinik belirtileri ve tedavi yaklaşımları birbirinden oldukça farklıdır.

Gıda alerjileri hem köpeklerde hem de kedilerde görülebilmek ile birlikte, tüm dermatolojik vakaların yalnızca küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Çeşitli çalışmalarda köpeklerde görülen kaşıntılı deri hastalıklarının yaklaşık %1–2’sinin doğrudan gıda alerjisine bağlı olduğu, alerjik deri hastalıkları değerlendirildiğinde ise bu oranın %10–20’ye kadar çıkabildiği bildirilmektedir. Kedilerde de benzer şekilde gıda alerjileri; pire alerjisi ve atopik dermatitin ardından en sık görülen alerjik deri hastalıklarından biri olarak kabul edilmektedir.

Gıda Alerjisi Nedir?

Gıda alerjisi, tüketilen bir besin maddesine karşı bağışıklık sisteminin anormal ve aşırı yanıt vermesi sonucu gelişen bir advers gıda reaksiyonudur. Genetik yatkınlık, bağırsak bariyerinin bütünlüğünün bozulması, mikrobiyotadaki değişiklikler veya çevresel faktörlerin etkisiyle bazı besin proteinleri bağışıklık sistemi tarafından yabancı bir tehdit olarak algılanır. Böylece normalde zararsız olan bir protein, alerjen hâline gelir ve bağışıklık sistemi bu proteine karşı inflamatuvar bir yanıt oluşturur.

Bağışıklık Sistemi Gıda Alerjisinde Nasıl Rol Oynar?

Bir hayvan belirli bir besin proteinini ilk kez tükettiğinde çoğu zaman herhangi bir klinik belirti görülmez. Bu dönem duyarlanma (sensitizasyon) evresi olarak adlandırılır. Bu süreçte bağışıklık sistemi ilgili proteini tanır ve ona karşı hafıza hücreleri oluşturur. Her gıda alerjisi aynı mekanizma ile gelişmez. Bazı reaksiyonlar IgE aracılı (Tip I aşırı duyarlılık) olarak ortaya çıkarken, bazıları hücresel bağışıklık mekanizmalarının rol aldığı IgE dışı reaksiyonlar şeklinde gelişebilir. Bu nedenle klinik belirtiler hayvandan hayvana farklılık gösterebilir ve tanı süreci bazen oldukça güç olabilir.

Kedi ve Köpeklerde Gıda Alerjisinin Belirtileri?

Gıda alerjileri, kedi ve köpeklerde oldukça farklı klinik belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Hastalığın belirtileri yalnızca sindirim sistemini etkilemez; deri, kulaklar ve daha nadir olarak solunum sistemi de etkilenebilir. Bu nedenle gıda alerjisinin teşhisi çoğu zaman yalnızca klinik bulgulara bakılarak konulamaz ve diğer alerjik veya dermatolojik hastalıklarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Köpeklerde gıda alerjisinin en yaygın belirtisi kaşıntıdır . Kaşıntı çoğu zaman mevsimsel değildir ve yıl boyunca devam eder. Atopik dermatitte görülen mevsimsel alevlenmelerin aksine, gıda alerjisine bağlı kaşıntı genellikle sürekli seyretmesiyle dikkat çeker.

Kedilerde ise klinik tablo daha değişken olabilir. Bazı kediler yalnızca aşırı kaşınırken, bazılarında simetrik tüy dökülmesi, baş-boyun bölgesinde yoğun kaşıntı veya eozinofilik granülom kompleksi gibi farklı dermatolojik tablolar görülebilir.

Deri lezyonları, gıda alerjilerinin en sık görülen klinik bulgularıdır. Hayvan sahipleri çoğu zaman ilk olarak; Sürekli kaşınma, Pati yalama veya kemirme, Kulak kaşıma, Yüzünü eşyalara sürtme, Karın ve kasık bölgesini yalama, Kuyruk tabanını ısırma gibi davranışları fark eder.

Kaşıntının uzun süre devam etmesiyle birlikte deride kızarıklık, kabuklanma, tüy dökülmesi ve zamanla bakteriyel veya mantar enfeksiyonları gelişebilir. Bu enfeksiyonlar primer hastalık olmasa da klinik belirtilerin şiddetlenmesine neden olur.

Tekrarlayan kulak enfeksiyonları (otitis externa), özellikle köpeklerde gıda alerjisinin önemli belirtilerinden biridir. Bazı hastalarda tek belirti sürekli tekrar eden kulak enfeksiyonudur. Bu nedenle yılda birkaç kez kulak enfeksiyonu geçiren ve tedaviye rağmen tekrar eden köpeklerde gıda alerjisi mutlaka ayırıcı tanılar arasında değerlendirilmelidir. Kulakta; kızarıklık, kötü koku, kahverengi akıntı, yoğun kaşıntı, baş sallama en sık görülen belirtilerdir.

Her gıda alerjisi olan hayvanda sindirim sistemi belirtileri görülmez. Ancak bazı bireylerde deri bulgularına ek olarak gastrointestinal belirtiler de tabloya eşlik edebilir.

En sık görülen belirtiler şunlardır: Kusma, Kronik veya aralıklı ishal, Gaz oluşumu, Karında guruldama, Dışkılama sıklığında artış, Yumuşak dışkı, Karın rahatsızlığı. Bazı araştırmalar, gıda alerjisi bulunan köpeklerin yaklaşık üçte birinde gastrointestinal belirtilerin de görülebileceğini bildirmektedir.

Gıda Alerjisine Yatkın Irklar

Labrador Retriever, Golden Retriever, West Highland White Terrier, Boxer, German Shepherd (Alman Çoban Köpeği), Cocker Spaniel, French Bulldog, Shar-Pei, Dalmatian, Miniature Schnauzer. Bu ırklarda özellikle kronik kaşıntı ve tekrarlayan kulak enfeksiyonları görüldüğünde gıda alerjisi ayırıcı tanılar arasında yer almalıdır.

Siamese (Siyam), Devon Rex, Maine Coon, Burmese, Domestic Shorthair (Melez kısa tüylü kediler). Kedilerde en sık görülen belirtiler baş-boyun bölgesinde yoğun kaşıntı, simetrik tüy dökülmesi ve eozinofilik granülom kompleksidir.

Kan Testleri Gıda Alerjisini Gösterir mi?

Günümüzde kullanılan serum IgE testleri, tükürük testleri veya tüy analizleri tek başına güvenilir tanı yöntemi olarak kabul edilmemektedir. Bu testler yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar verebildiği için uluslararası veteriner dermatoloji rehberleri tarafından rutin tanı amacıyla önerilmemektedir.

Bu nedenle eliminasyon diyeti hâlen gıda alerjisinin tanısında altın standart olarak kabul edilmektedir.

Kedi ve Köpeklerde Gıda İntoleransı Nedir?

Gıda intoleransı, belirli bir besinin tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan ancak bağışıklık sisteminin doğrudan rol almadığı istenmeyen reaksiyonların genel adıdır. Gıda alerjisinin aksine intoleransta immünolojik bir mekanizma bulunmaz; reaksiyonlar daha çok sindirim sistemi, metabolizma veya besin bileşenlerinin fizyolojik etkileri ile ilişkilidir. Başka bir ifadeyle, gıda intoleransı olan bir hayvanın bağışıklık sistemi tükettiği besini “yabancı” olarak algılamaz. Sorun, besinin sindirilememesi, emilememesi veya vücutta normal şekilde işlenememesinden kaynaklanır. Bu nedenle intoleransın klinik belirtileri çoğunlukla sindirim sistemi ile sınırlı kalır ve deri belirtileri gıda alerjisine göre çok daha seyrektir.

Kusma, ishal veya gaz oluşumu gibi belirtiler hem alerjilerde hem de intoleranslarda görülebilir.

Gıda İntoleransı Nasıl Gelişir?

Gıda intoleransı tek bir mekanizma ile oluşmaz. Birçok farklı neden sindirim sisteminin belirli besinleri tolere edememesine yol açabilir. Günümüzde veteriner hekimlikte gıda intoleransları dört ana grupta incelenmektedir.

  1. Enzim Eksikliklerine Bağlı İntolerans

Sindirim sisteminde görev yapan enzimlerin yetersiz üretimi veya fonksiyon bozukluğu, bazı besin öğelerinin tam olarak parçalanamamasına neden olabilir. Bunun en bilinen örneği laktoz intoleransıdır. Yavru köpek ve kedilerde süt şekeri olan laktozu parçalayan laktaz enzimi yüksek düzeyde bulunurken, sütten kesildikten sonra bu enzimin aktivitesi fizyolojik olarak azalır. Bu nedenle yetişkin hayvanlarda süt ve süt ürünlerinin fazla miktarda tüketilmesi; gaz, karın ağrısı, şişkinlik ve ishale neden olabilir. Bu durum bağışıklık sistemiyle ilişkili değildir ve gerçek bir gıda alerjisi olarak değerlendirilmez.

  1. Farmakolojik Reaksiyonlar

Bazı besinler doğal olarak biyolojik açıdan aktif maddeler içerir. Bu maddeler duyarlı bireylerde herhangi bir alerjik mekanizma olmaksızın klinik belirtilere neden olabilir. Histamin, Tiramin, Serotonin ve bazı biyojen aminler yüksek miktarda alındığında sindirim sistemi rahatsızlıkları oluşturabilir. Ancak bu durum evcil hayvanlarda insanlara kıyasla daha nadir görülmektedir.

  1. Metabolik İntoleranslar

Bazı hayvanlarda belirli besin öğelerinin metabolizmasındaki bozukluklar nedeniyle istenmeyen reaksiyonlar gelişebilir. Örneğin; aşırı yağlı besinlerin tüketilmesi, yağ sindiriminin bozulduğu hastalıklar, ekzokrin pankreas yetmezliği, kronik enteropatiler besin intoleransına benzer belirtiler oluşturabilir. Bu tür durumlarda sorun besinin kendisinden çok, sindirim sisteminin o besini işleyememesidir.

  1. Besin Katkı Maddelerine Bağlı Reaksiyonlar

Koruyucu maddeler, renklendiriciler, aroma vericiler veya bazı katkı maddeleri teorik olarak intolerans benzeri reaksiyonlara neden olabilir. Ancak ticari evcil hayvan mamalarında kullanılan katkı maddelerinin büyük çoğunluğu uluslararası güvenlik standartlarına uygun olarak değerlendirildiğinden, bu tip reaksiyonlar oldukça nadirdir.

Gıda intoleransının klinik belirtileri büyük ölçüde sindirim sistemi ile ilişkilidir. En sık görülen belirtiler şunlardır: Kusma, İshal, Yumuşak dışkı, Dışkılama sıklığında artış, Gaz oluşumu, Karında guruldama, Şişkinlik, Karın ağrısı, İştahsızlık. Belirtilerin şiddeti tüketilen besinin miktarına bağlı olarak değişebilir. Örneğin az miktarda süt tüketen bir köpek herhangi bir belirti göstermeyebilirken, daha fazla süt tükettiğinde ishal gelişebilir. Bu özellik, gıda intoleransını gıda alerjisinden ayıran önemli noktalardan biridir.

Bazı hayvanlarda kronik ve hafif seyreden sindirim sistemi belirtileri zamanla kilo kaybına, besin emilim bozukluklarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açabilir. Bu nedenle uzun süren gastrointestinal şikâyetler mutlaka veteriner hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Gıda intoleransını doğrulayan tek bir laboratuvar testi bulunmamaktadır. Tanı, ayrıntılı klinik değerlendirme ve beslenme öyküsü ile başlar.

Gıda İntoleransının Beslenme ile Yönetimi

Tedavinin temelini, reaksiyona neden olan besinin diyetten çıkarılması oluşturur. Ancak burada uygulanacak yaklaşım, gıda alerjisinden farklıdır.

Gıda intoleransında; daha kolay sindirilebilir diyetler tercih edilir. Gerektiğinde düşük yağlı terapötik mamalar kullanılabilir. Sindirilebilirliği yüksek protein kaynakları seçilir. Lif dengesi düzenlenebilir. Altta yatan hastalığa göre beslenme planı hazırlanır.

Bazı vakalarda probiyotikler, prebiyotikler ve çözünür lifler, bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek sindirim sistemi belirtilerinin hafiflemesine katkıda bulunabilir. Ancak bu ürünlerin kullanımı, altta yatan hastalığa göre veteriner hekimi tarafından planlanmalıdır.

Kaynaklar:

Verlinden A, Hesta M, Millet S, Janssens GPJ. Food Allergy in Dogs and Cats: A Review. Crit Rev Food Sci Nutr. 2006;46(3):259–273.

Mueller RS, Olivry T, Prélaud P. Critically Appraised Topic on Adverse Food Reactions of Companion Animals. BMC Vet Res. 2016.

Hall EJ, German AJ. BSAVA Manual of Canine and Feline Gastroenterology.

Hand MS, Thatcher CD, Remillard RL, Roudebush P, Novotny BJ. Small Animal Clinical Nutrition. 5th ed.

Tizard IR. Veterinary Immunology. 11th ed.